denizde..

Çoğu zaman olduğu gibi, yolculuk bir soru ile başladı: “Sizin Çalışan Değer Önermeniz (ÇDÖ) ne?” Soruyu 55 ülkede faaliyet gösteren ve gençlik ile işveren markası üzerine araştırmalar yapan Universum Şirketinin Stratejik Danışma Kuruluı Başkanı Claudia Tattanelli sormuştu. Bundan tam bir yıl önce İdeal İşverenler araştırma sonuçlarını aktarmak üzere toplanmıştık.

Kısa bir tereddüt ardından, “Fırsatlar Deniz’i” diyebilmiştim. Öyle ya büyüme performansına bakarak, sektörde en fazla gelişim ve kariyer fırsatı sunan bankaların başında geliyorduk.. Şahane! Fakat hemen 2 soru daha geldi.. Ekipteki herkese sorsa, böyle söyler miydi? Ayrıca güçlü olmakla birlikte Denizcilere sunulan tek vaat bu muydu? Aklım karışmıştı; soruları bir yana bıraksak ve araştırma sonuçlarına geçsek istiyordum.

Bir kaç ay sonra bu defa sektörde en fazla oyuncu ile Çalışan Bağlılığı araştırmalarına imza atan AON Hewitt yöneticilerinin Üst Yönetimimize yaptığı sunumdaydık. Sektörde bağlılık oranı son iki yılda düşüş gösterirken, bizim daha yukarıda olan oranımız artmış ve sektördeki en iyi konumlardan birine gelmişti. Fakat yine de gelişmesi gereken alanlar ve sorulması gereken bir çok soru vardı. Bu kantitatif sonuçların yanısıra derinlemesine Kaptan ve Denizciler ile görüşme ödevi aldık. Hem öğrencilerin hem de Denizcilerin yansıttığı algı ile bizim gerçeklerimiz arasında boşluklar vardı. Kural değişmiyordu; algı, gerçekten de büyüktür!

Universum’un Türkiye ve bu coğrafyadan sorumlu Direktörü Evrim Kuran ile bir araya geldik. Sadece yaklaşık 500 Kaptan ve Denizci ile derinlemesine görüşmelerin yanısıra, aramıza yeni katılanlar, kendi isteği ile ayrılanlar ve iş teklifimize olumlu bakmayanlara ulaştılar ve çok doğrudan ve hiç dolaştırmadan bir çok sorular sordular.

Aslında gerek öğrencilere gerekse iş hayatının başındaki genç profesyonellere kafalarındaki işveren imajının nasıl oluşturdukları sorulduğunda, adres değişmiyordu. Şirketin çalışanları! Kendilerinden veya onların bireysel sosyal medya paylaşımlarından etkileniyorlardı. Kural yine değişmiyordu; içeride sahici olan ne varsa, dışarıya o yansır!

Haftalarca süren bu veri toplama çalışmalarının sonunda, hem içeriden hem dışarıdan nasıl algılandığımızın fotoğrafını çektik. Ayrıca Üst Yönetim’in işveren markamıza bakışı ile bizden beklentilerini somutlaştırdık.

Universum’un son İdeal İşverenler anketinde, sadece sektörde değil, tüm şirketler arasında “İnsana Saygı” kategorisinde en önlerde yer alıyorduk ve bizi ayrıştıran unsurların başında bu geliyordu. Buna şaşırmamıştık. Çünkü 2012 yılında mevcut sermayedarımız (Dexia) satış kararı almış ama henüz işlem netleşmemişken 15. Kaptanlar Toplantısı temasını “Deniz, Sensin-15 Yıldır” olarak belirlemiştik. Hakan Bey, bizi ayrıştıran unsurun Kaptan ve Denizciler olduğunu öyle şahane aktarmıştı ki, öyle bir yılda dahi sektörün en hızlı büyüyeni olduk.

5 başlık öne çıkıyordu çalışmaların sonunda:

1) Tutkulu Bankacılık: İşimize farklı bir anlam katar ve çocuklarımızın da çalışmak isteyeceği kurumu inşa etmek için çalışırız. (Her iyi çalışan Denizci, bir başkasına istihdam sağlar.)

2) Açık fikirler, Açık Denizler: Yenilikçiliği düşüncede ve eylemde önemseriz. Fikirlerin unvan bariyerlerine takılmasına göz yummaz, ortak akla inanır, iyi fikirlere açık denizler sunarız. (Aramıza katılan her yeni Denizci ile Bankamızı yeniden kurarız.)

3) Fırsat (Ç)eşitliği: İstikrarla büyüyen bir işin tanığıyız. Öğrenme ve gelişmede olanakların çeşitliğine, fırsatta eşitliğe inanırız. (Herkese işi kadar yakın, işi kadar uzağız.)

4) İlham Veren Liderlik: Coşkulu bankacılarız. Evde ve işte daha iyi bir yaşam için ilham veren liderliğe ve ilham veren liderler yetiştirmenin önemine inanırız. (İyi kaptan, iyi şube; iyi şube, iyi bankadır.)

5) Yaşam Boyu Aidiyet: Bizim için “Bir kere Denizci, her zaman Denizci”dir.

Bütün bu bulguları ve odak alanlarını masaya yatırıp, en sade ama bir o kadar kapsayıcı nasıl anlatabiliriz diye hararetle tartışırken, Nur Banu Oğuz söyleyiverdi: Deniz’de.. Çok kısa sürede masanın etrafındaki herkes, sanki yıllardır varmış gibi, bu fikrin altını doldurmaya başladı. Deniz’de kariyer, Deniz’de gelişim, Deniz’de yaşam…

21 Kasım’da bölüm olarak kendi içimizde “denizde” için buluştuk. Evrim, Tom Peters’ın İnsan Kaynakları bölümü için yeni bir isim önerdiğini paylaştı konuşmasında; Human Enablement Department.. Bayıldım! Deniz’de İK olarak işimiz gerçekten de, insanların kendini gerçekleştirmesine aracılık etmek… Deniz’de vaadimiz bu; çalışanlarımıza sadece öngörülebilir bir içerik değil, aynı zamanda bugüne dair iyimserlik, geleceğe dair umut veren bir bağlam sunmak.  “denizde” bu bağlamın yedi harfli sembolü…Bizim için yeni bir heyecan var artık! 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s